Kategoriler

Kavanoz #41

Benim gazetem, benim işim, benim memurum, benim pilicim.

Benim gazetem

Gel ağabey bak en son havadisler burada gel yazıyor. Kavanoz’un sattığı gazete yazıyor. Sen aldın mı, okuyamadın mı? Şimdi bu gazete satma olayı beni acayip kasıyor. Kasan şey gazeteyi satmak değil. Onda sorun yok. Bilen bilir, benim iş ile ev arasında ki mesafe İstanbul’un iki yakası gibi, hayatta bir araya gelmez.  Öyle olunca sabah 6:00 ben zınk diye ayaktayım. Satış elemanıyım ya sakalları kesmesi, giyinmek, süslenmek derken saat 6:15 oluyor. Atlıyorum otobüse 8:30 da işteyim. Tabii öyle yağmur filan yağmazsa. Mesela dün yağmur yağdı, saat 9:30 da işte anca olabildim.  Akşam iş 18:00 de bitiyor. Ama ben o saatte çıksam, 2 saatte eve varamam. Bende bekliyorum saat 19:30’a kadar. Sonra çıkıyorum saat 21:00’de evdeyim. Bu trafik denilen olay beni mahvediyor. Ben bunun böyle olacağını biliyordum. Gelip giderken kavanoz’u yazarım diye, işe girmeden patrondan bir de pda (Türkçesi ile ŞEY)  istedim. Yok filan dedi, ısrar ettim. Sadece kullanmak için dedim, işten ayrılırken geri veririm, dedim. O ise bende yok dedi. Ama illa istiyorsan kendime bir tane alır sana veririm dedi. Ama işe girdim gireli, monolog şeklinde ben arada sırada pda filan diyorum, o ise bir şey demiyor. Sanırım bu konuda kandırıldım. 

 


 

Neyse şimdi köşe yazarı olacakken, neden gazete satıcılığını kabul ettiğimden bahsedeyim. Merak ediyorsunuz değil mi? Hatta bazılarınız gerçekten çalışıp çalışmadığımı bile merak ediyordur. Yok başladım çalışmaya, ama halen iş arayışıma devam ediyorum. Hatta bu gazete satışı sırasında fırsat bulunca internet’e de bağlanabiliyorum. Internet deyince işin içine insan kaynakları siteleri de giriyor. Neyse ben tüm işlerimi bitirdikten sonra bir akşam insan kaynakları sitesine girip ne var ne yok diye işe girdim. Zınk o noktada patronun sistemi beni yakalamış. Meğer bilgisayardan takip ediyorlarmış. İnsan kaynakları sitesine gireni patrona ispiyonluyormuş bilgisayar. Zikeyim böyle teknolojiyi. Ben bundan nasıl mı haberdar oldum. Ertesi gün patron bir devlet ihalesine e-posta ile katılmamı istedi. Ancak bana konu hakkında daha önceden bilgi vermediğinden, patronun kucak üstü bilgisayarına patronun isteği üzerine girdim. İhale için e-posta atmak üzere e-posta programını açtığımda direk en üstteki mesajın başlığı kavanoz’un gezdiği siteler konulu bir e-posta var. Fıtık oldum tabi. İhale mesajını attıktan sonra bilgisayarımın başına geçtim. İntener sitelerini gezmeye başladım. Biliyorum ya loglanıyor. Çokkomik-bakbakalım-bu-da-loglaniyormu.com gibi sitelere girdim. Biraz porno sitesi gezsem mi diye düşündüm. Sonra kavanoz.net üzerinde bir program yazayım, sadece kavanoz.net’i gezmiş gibi yapıp daha sonra, istediğim siteye girecek mekanizmayı yapayım mı diye  düşündüm. Sonra deymez dedim. İsterlerse kovsunlar. Neyse patronla toplantıda böyle böyle dedim, mesajı gördüm. Sen mi istedin böyle bir şeyi. Yok dedi. İnsan kaynakları siteleri otomatik olarak raporlanıyor. Burada çok fazla iş-değiştiren kişi oldu. Bunun üzerine böyle bir önlem aldılar. Benim cevap aynen şu. Patron o zaman ben her gün insan kaynakları sitelerine gireyim. Sende beni kov. Böylecene arkadaşlarının gözüne girersin. Bir yorum yok tabii ki. Şimdi sorunu başka yerde aramak gerekmez mi? Neden acaba bu insanlar iş değiştiriyor diye sormak gerekmez mi? 

 


 

Neden işe başladığım sorusuna gelince, borçları ödemek lazım. Hem evlenmek için kayınpeder illa iş deyip tutturdu. Ne yapalım. Göstermelik bir işe girmek lazım. Hele bir evleneyim, ertesi gün çakacağım istifayı.

Bu alana reklam verin

Bugün daha komik bir olay, Dursun’dan mesaj aldım. Dursun bizim ofis-toy. Yok ofis-toy değildi. Bilgi işlemciydi. Efendim günlük trafiklerimi çıkartmış, Internet üzerinden ne kadar istek yaptığıma filan bakmış. Sonuçta üç günde 90MB veri indirmişim. Bunun biri tek kalemde 50 küsür MB’ı bir program. Öyle yahoo Messenger, haber alarmı filanda kullanmayacakmışım. Kafam attı, ama usturuplu mesajımı çaktım. 90 mb’ın 70’ini iş için indirmişim. Çalışıyorum yani, keyfimden değil. Yahoo ve news te açık kalacak, ne bu ya. Makinende Internet var ama kullanmayacaksın. Altında araba var ama benzin yok hikayesi gibi. Efendim iş konuları dışında Internet kullanılmayacakmış kullanılırsa da makul düzeyde olacakmış. Patrona mesaj attım. Tamam sen patronsun ama bak asıl patron Dursun. Senden zam istedikten sonra, Dursun’dan da zam isteyeceğim ama makul bir zam olacak dedim. Bakalım yarın patron beni nasıl fırçalar artık.

 


 

Şimdi bir haftadır, Kavanoz’u yazmadım. Ama bugün patronun ortaklardan biri beni kendime getirdi. Efendim yine bir devlet ihalesi söz konusu, bizim 30 dakikada çıkıp toplantıya gitmemiz lazım. Patronun ortak bizden bizim gazete hakkında bilgi istedi. Kendi ihale teklifine yazacakmış. Küçük bir toplantı yaptık,  konuşulanları ben not aldım. Sonra da patronun ortak için temize çıkardım. Madde madde yazdım. Bana Okusford’da yönetici madde madde yazılmış bilgi ister, bir bakışta görmelidir diye öretmişlerdi. Yok meğer teklifte hikaye anlatır gibi yazacakmışım. Neyse ben yazdım, patron beğenmedi. Bana nasıl yazılacağını öğretti. Sonra ben devam ettim. Çıkan sonucu patronun ortağa yolladım. Patron, ortağının teşekkür ettiğini söyledi. Aradan iki gün geçti. Bugüne geldik. Tam işten çıkacağım ortak benim yazıyı ilk okul 4-5 öğrencisinin yazıları kalitesinde bulmuş. Yüzüme böyle söyledi. İşte o noktada işe çok önem vermemem gerektiğinin farkına vardım. Meğer yazıyı beğenmemişler değiştirmişlermiş. Hem madde madde yazılan daha açıklayıcıymış .Buyur buradan yak. Sonuçta sevgili okuyucularım bu iş dünyasında çamur at, izi kalsın mantığı geçerlidir. 

 


 

Şimdi otobüslerde gidip gelirken birileri, ülkenin birinde hikayeleri anlatıyor. Bu hikayelerden duyduklarımdan biraz size bahsedeyim.

Ülkenin birinde otobüste ayakta giden kişilerin yarısı puşt, yarısı ipne imiş.
Ülkenin birinde aileler kızlarını otobüste ayakta kalıp kötü yola düşer diye okula otobüsle göndermezlermiş.
Ülkenin birinde 4th otomobil kullananların çoğunun daha önce otobüs yolculuğu yaptığı belirlenmiş.

YORUMLAR
Baturay :Sevgili Kavanoz 
herseyden önce hayırlı olsun yeni işin. Gelişmeleri buraya yazacaksın eminim. En azından sıkıntılar biraz olsun sona ermiştir. Bu arada pazar günümü sana ayırdım önce sinema yaparız sonra takılırız. Film secme sansım varsa mumkunse komedi birsey olsun. Gulelim eglenelim  

Optum sevgiler
Olabilecek en iyi film Amerikan pastası. Ama mutlaka karşı cinsle birlikte gidin. Bu arada ben gittim, senle de Pazar günü filme gideriz. 

Murat :ise basladın. kavanozu kırdın. ben sana demistim demek istemiyorum ama ise basladıgında benim dedigim oldu :)
Senin borçları ödeyelim diye kasıyoruz. Hem daha dur para kazanıp web sitesini buradan kurtaracağız. Sonra yahoo’dan selam vermeyenler kızabilir. 

Sen Abuzittin, neden telefon numaranı doğru düzgün girmedin bakayım. Burası giderek ısınmaya başladı. Aileden bu sayfaları okuyanlar var, patron yazılarımı okuyor. Kız arkadaşım bu yazıları okuyor. Ben Küba ve Moldova maceralarımı burada nasıl yazacağım. Hepinize iyi hafta sonlarını. 

Bookmark and Share
VN:F [1.1.7_509]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)

İlgili diğer yazılar:

  1. Yeniden aranızdayım! Patron beni yine işten çıkardı. Ama bu sefer kendisini...
  2. Kavanoz #46 İş hayatından kesitler; Otobüs Durağında Uzun zamandır gazete satıcılığı isinde kari...
  3. Kavanoz #40   İşe başladım, Biriken Yorumlar İşe başladım, Sonunda medya sektöründe...
  4. Depresyonum geçti, mutluyum. Kızlar ağaç edince bu yazı ortaya çıktı … Yine...
  5. Kavanoz #15 Sex, uyuşturucu, kültür ve gazetelerin hafta sonu ekleri Hafta sonu...

Leave a Reply

 

 

 

You can use these HTML tags

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>